22 Kasım 2018 Perşembe

İslamiyet Öncesi Arap Tanrılar - Hubel

İslamiyet Öncesi Arap Tanrıları

İslamiyet öncesi çok tanrıcı bir dine sahip olan Araplar, Hubel, Uzza, Lat ve Menat başta olmak üzere birçok puta inanıyorlardı. Mekke, önemli bir ticaret yeriydi ve pagan Arapların(putperest) en kutsal yeriydi. Şehir aynı zamanda din turizmiyle de ünlüydü. Çoktanrıcı yapıları sayesinde çeşitli yerlerden birçok tanrıyı sahiplenmişlerdi. En kutsal yerleri Kabe'de 360'dan fazla putları bulunuyordu. Her Arap kabilesinin sahiplendiği bir putu vardı.
İslamiyet Öncesi Putlar
Hubel (Kibele) , İslam öncesi Arap geleneği ve inanışında önemli bir yer kaplayan, özellikle Mekke’de tapınılan bir Arap tanrısıdır. 630 yılına kadar Kabe’de bulunan 360 tanrı figürünün en büyüğü ve en güçlüsü olarak saygı görmüştür.
Mekke’ye getirilen ilk put olma özelliği taşır ve Mekke’nin en itibar gören putu sayılırdı. İnsan şeklinde olup, kırmızı akikten yapılmıştır. Arap kabileleri tarafından ilah kabul edilen Hubel'in Suriye’den getirilişi sırasında eli kırılmış; yerine Kureyş müşrikleri tarafından altın bir el takılmıştır.
İsmi Kibele'den dönüşüp "Hubel" halini almıştır. Bu yüzden de Anadolu'nun baş tanrıçası olan Kibele’nin simgesi olan ay, Hubel'in de simgesi olmuştur.
Ay Tanrısı Hubel
Kabe'nin içinde yer alan Hubel’in önünde yedi adet fal oku vardı. Araplar yolculuğa çıkmak, ticaret yapmak, herhangi bir işe başlamak, evlenmek, nesebi şüpheli bir çocuğun babasını belirlemek, öldürülen kimsenin diyetini ödetmek, su kuyusu açmak, ölüyü defnetmek vb. işleri yapmak istediklerinde bu fal oklarını çeker, ona göre hareket ederlerdi.

25 Ekim 2018 Perşembe

Students in Tunisia 1914

Students in Tunusia

Students following a lesson written in the sand, Tunisia, 1914. The letters are in Arabic.

 It reads from right to left "as-salamu alaikum" السلام عليكم, is a greeting in Arabic that means "peace be upon you". The greeting is a religious salutation among Muslims, whether socially or within worship and other contexts. The typical response to the greeting is wa ʿalaykumu s-salām

23 Ekim 2018 Salı

Andımızın Yazarı Kim

Reşit Galip
Andımız

23 Nisan 1933’te Türk siyasetçi ve doktor Reşit Galip tarafından yazıldı.

1933 yılında yazılan Andımız şu şekildeydi;
“Türküm, doğruyum, çalışkanım.
Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak,
yurdumu, budunumu özümden çok sevmektir.
Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.”

Andımız
Reşit Galip öğrenciyken gönüllü olarak balkan savaşı'na ve 1. Dünya Savaşı'na katılıp Kafkasya Cephesi'nde savavştı.

Milli mücadele döneminde Tavşanlı'da müdafaa-i hukuk cemiyeti başkanlığı yaptı.

Atatürk’le bazı konularda çatışmalar yaşasa da 19 Eylül 1932’de Milli Eğitim Bakanı Reşit Saydam’ın yerine bakan olarak atandı. Ardından Türk Dil Kurumu’nun başkanlığını üstlendi ve üniversite reformunu başlattı

Anadolu medeniyetleri Müzesi ve Milli Kütüphane’nin kuruluş çalışmalarında yer aldı.

Almanya'daki nazi iktidarından kaçan yahudi bilim adamlarının Türkiye'ye gelmesi için görüşmeleri yapıp, anlaşmayı imzaladı.

Reşit Galip odası
13 ay bakanlık yaptıktan sonra ekim 1933'te zatürre olup, dinlenmesi tavsiye edilince bakanlıktan ayrıldı.


1934 yılında henüz 41 yaşındayken hastalığı nedeniyle hayatını kaybeden Reşit Galip'in öldüğünde cebinde yalnızca 5 lirası vardı. 


3 Ekim 2018 Çarşamba

Kamikaze Ne Demek

Kamıkaze ne demek

Kamikaze

Birçoğumuz Kamikaze'nin anlamını intihar saldırısı ya da ölüm dalışı olarak biliriz fakat aslında kelimenin gerçek manası farklıdır.

Moğolların Japonya seferleri, Yuan Hanedanı'nın imparatoru Kubilay Han tarafından Kore Yarımadası'ndaki Goryeo Krallığı'nın ele geçirilmesinden sonra Japonya'ya karşı düzenlenen 1274 seferi  ve 1281 seferi  olmak üzere iki askeri sefer ve savaşı kapsar.

İşgal girişiminin başarısız olması tarihsel açıdan büyük önem taşır. Başarısızlık sonucunda Moğol İmparatorluğu'nun yayılmasının doğal sınırları belirlenmiş ve Japon ulusal tarihi de derinden etkilenmiştir.

Japonlar adalarını başarıyla savunurlar ancak Kubilay'ın gemileri açık denizlerdeki kuvvetli dalgalara dayanıklı olmadığı için Moğol donanmasının yaklaşık yüzde 75’inin çok şiddetli fırtınada batmasının da istilanın başarısız olmasında payı büyüktür.

İşgal çok sayıda esere kaynaklık eder ve Japon edebiyatında ilahi rüzgar anlamına gelen kamikaze kelimesinin ilk olarak bu dönemde kullanıldığı görülür.


27 Eylül 2018 Perşembe

Gizemli Bağdat Pilleri

Bağdat Piller
Bağdat pilleri alman arkeolog Wilhelm Konig tarafından 1938'de ırak’ın başkenti Bağdat’ın yakınlarında bulunmuştur. 2 bin yıllık olduğu düşünülen piller, bilim adamlarını şaşkına çevirmiştir. Konig, 13 santimetre boyundaki toprak bir kabin içine monte edilmiş bir bakir silindir, onun etrafındaki demir çubuk ve testinin ağzını kapatan asfalttan oluşan bu nesneyi dünyanın en eski pili olarak tanımladı.

Gizemli Piller

Konig, düzeneğin beraberinde bulduğu parçalara göz attığında, bir arada kullanılabilen bir sistem meydana geldiğini düşündü ve kıymetli objeleri elektroliz yoluyla kaplamak amacıyla üretilmiş olduğunu ileri sürdü.

İçlerine dökülen asitli sıvıyla etkileşime giren kapaktaki metal çubuk sayesinde elektrik akımı üreten pillerin neden kullanıldığı ise gizemini koruyor. Toprak kavanoz içinde bulunan bu pillerde, içerisi oyuk bir bakır silindir ve onun içerisinde demir bir çubuk bulunuyor. Bakır tüp, bir sıvı ile doldurulabiliyor. 

Bu ilginç tasarım, Wilhelm Koenig’in Mezopotamya’lıların kavanozları limon ya da üzüm suyu ile doldurduğu ve bir elektrokimyasal reaksiyon oluşturduğu iddiasını ileri sürmesine neden oldu. Mısır piramitlerindeki figürlerde yer alan ve kölelerin tuttuğu, ışık yayan dev ampulleri anımsatan tuhaf cihazlara güç vermek için kullanıldığını öne sürenler de var, kendine ait bir heykel yaptıran hükumdarın, heykele dokunanların parmaklarının çarpılmasını sağlamak için bu pilleri kullandığını ve bu sayede halkına kutsal olduğunu iddia ettiğini söyleyenler de. Günümüzdeki alkali pillerin çok azı kadar güç üretebilen bu piller insanlara zarar vermiyorlardı ancak dönemin “büyücüleri” tarafından halkı etkilemek için kullanıldığı ve bu yüzden sırlarının geniş kitlelere açıklanmadığı; bu pillerin hükümdarlar ve büyücüler tarafından sır olarak saklanmış olabileceği düşünülüyor.

Bağdat Pili

Pilin yaşı ve bulunduğu bölge, Pers imparatorluğu ya da İkinci Pers İmparatorluğu dönemlerine ait olduğunu göstermekte. Her ikisinin de savaşçı kimlikleriyle ünlü oldukları ve bilimsel çabalarına dair pek fazla kayıt olmadığı düşünülürse, Bağdat Pili’nin gerçekten çok gizemli bir düzenek olduğuna hiç şüphe yok.