3 Nisan 2018 Salı

II. Elizabeth Hayatı

Elizabeth İngiliz Yapımı silah ile ateş ediyor 1993
II. Elizabeth Hayatı

II. Elizabeth , İngiliz Milletler Topluluğu üyesi elli üç ülkeden on altısının kraliçesi. Aynı zamanda Topluluk Başkanı ve İngiltere Kilisesi Yüksek Valisi'dir.

6 Şubat 1952'de tahta çıktığında Topluluk Başkanı ve yedi ülkenin (Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Afrika, Pakistan ve Seylan) kraliçesi oldu. Bir sonraki yıl gerçekleşen taç giyme töreninin televizyonda gösterilmesiyle bir ilk gerçekleştirildi. 1956'dan 1992'ye kadar bölgelerin bağımsızlık kazanması ve bazı krallıkların cumhuriyet olmasıyla krallıkların sayısı değişti. Günümüzde, yukarıda sayılan ülkelerin ilk dördüne ek olarak Jamaika, Barbados, Bahamalar, Grenada, Papua Yeni Gine, Solomon Adaları, Tuvalu, Saint Lucia, Saint Vincent ve Grenadinler, Belize, Antigua ve Barbuda ile Saint Kitts ve Nevis'in kraliçesidir. Dünyanın hâlen hüküm süren en yaşlı ve Britanya'nın en uzun ömürlü hükümdarıdır. 9 Eylül 2015'te dedesinin babaannesi Kraliçe Victoria'nın saltanatını geride bırakarak Britanya'nın en uzun süre tahtta kalan hükümdarı ve tarihte en uzun süre hüküm süren kraliçe oldu.


Elizabeth, daha sonra Kral VI. George ve Kraliçe Elizabeth olacak olan York Dükü ve Düşesi'nin büyük kızı olarak Londra'da doğdu ve evde özel eğitim gördü. Babası, ağabeyi VIII. Edward'ın tahttan çekilmesiyle 1936'da kral oldu ve kendisi o tarihten itibaren olası vâris konumuna geldi. II. Dünya Savaşı sırasında orduda görev almaya başladı. 1947'de Edinburgh Dükü Philip ile evlendi ve Charles, Anne, Andrew ve Edward adlarını verdikleri dört çocukları oldu. ( Kaynak : Wikipedia )


15 Mart 2018 Perşembe

Şair-i Azam Abdulhak Hamit Tarhan

Şair-i Azam Abdulhak Hamit Tarhan

Abdülhak Hamit Tarhan Hayatı


Abdülhak Hamit Tarhan, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde ve Cumhuriyet Türkiye'sinin ilk yıllarında eserler vermiş, modern edebiyatın doğuşunda etkin bir isimdir.

Köklü ve eski bir ulema ailesinin ferdi olarak dünyaya gelmiş, hayatının her döneminde yüksek mevkilerde bulunmuş, dünyanın birçok yerini görme fırsatı yakalamış, çağının büyük ve güçlü bir sanatçısı sayılmıştır. Tanzimatı, Birinci ve İkinci Meşrutiyetleri ve Cumhuriyeti gören; bu devirlerdeki Tanzimat, Edebiyat-ı Cedide, Milli Edebiyat ve Cumhuriyet devri edebiyatlarını yakından tanıyan sanatçı Türk edebiyatında Şair'i Azam (Büyük Şair) sıfatı ile anılır.

1881'de Poti şehbenderliğine (konsolosluğuna) atanan ama beğenmeyen Hamid, birkaç ay sonra Yunanistan’ın Golos şehrine atandı, burada karısı Fatma Hanım ile beraber üç yıl kaldı. 1883’te Bombay konsolosluğuna atandı. Hasta olan karısına havasının yarayacağını düşünerek bu görevi kabul etti. 3 yıl kaldığı Bombay’da doğanın güzellikleri coşkun şiirler için ilham verdi. Ancak Fatma Hanım’ın durumu iyileşmeyip verem teşhisi konulunca ailesi ile İstanbul’a doğru dönüş yoluna çıktı. Fatma Hanım, İstanbul’a varamadan Beyrut’ta vali olan Nasuhi Bey’in konağında hayatını kaybetti (1885). Şair, Beyrut’ta kaldığı kırk gün boyunca her gün Fatma Hanım’ın mezarını ziyaret etti ve ünlü şiiri “Makber 'i” yazdı. Makber’in yayımlanması ile ünü birden arttı, imparatorluk sınırlarına çıktı. O güne kadar düzyazı alanındaki eserleriyle tanına Hamit, eşinin ölümünden sonra şairliği ile anılır oldu.

İstanbul'a döndüğünde kendisini edebiyata verdi; karısıyla ilgili “Ölü”, “Bunlar O'dur”, “Hacle” eserlerini yayımladı ve Hindistan izlenimlerini kaleme aldı.

Abdülhak Hamit Tarhan Evlilikleri

Eşine olan aşkından Makber'i yazan Abdülhak Hamit Tarhan, eşi vefat ettikten sonra birçok evlilik yapmıştır.

1890’da Nelly Clower adlı İngiliz bir hanımla evlendi.
Nelly 1911 yılında vefat edince aynı yıl Cemile hanım ile evlendi. Evlilikleri uzun sürmedi.
1912 yılında Belçikalı Lucienne ile evlendi. 1920 yılında ayrıldılar.

I. Dünya Savaşı sonunda Viyana’ya gitti. Burada sıkıntılı, parasız günler geçirdi. Türkiye’de geniş yankılara yol açan “Şair-i Azam” adlı şiirini Tanin Gazetesi’nde yayımladı.

İtalyan bir kont ile evli olan eski eşi Lucienne ile yazışmayı sürdürdü.  1927 yılında Lucienne, eşini ve kontes ünvanını terk edip kendisine döndü.

Son eşi Lucienne hanım vasıtası ile dönemin reklamlarına konu olmuştur.

Abdülhak Hamit Lucienne reklam

"biox gayet iyi bir dişmacunu olduğundan memnuniyetle istimal olunur.

Yazdığı Zeynep ve Finten adlı piyes hükumetçe tepki gördü.  Hamit’in rütbesi alındı ve görevinden azledildi. Hamit, bir daha eser yazmamak üzerine söz verince maaşı arttırıldı, rütbesi geri verildi ve Londra’daki görevine geri gönderildi

Milliyet gazetesi'nin 16 mart 1933 tarihli nüshasında başlayan "dil anketi"ne verdiği yanıtlarda, aşağıdaki türkçe karşılıkları teklif etmiştir:

baht karşılığı olarak: alınyazısı
cali karşılığı olarak: yapmacık
camit karşılığı olarak: donuk
canib karşılığı olarak: yan
cahil karşılığı olarak: bilgisiz
çehre karşılığı olarak: yüz
çemen karşılığı olarak: çayır
dağdağa karşılığı olarak: gürültü
dehşet karşılığı olarak: ürküntü
(türk dili, s.: 693, eylül 2009, s. 387)

Kurtuluş Savaşı yıllarında  Viyana’da yoksul bir yaşam sürmekteydi. Zafer kazanıldıktan sonra İstanbul’a döndü ve ona TBMM tarafından “Vatana hizmetleri” dolayısıyla maaş bağlandı; ayrıca İstanbul’da bir daire verildi.

12 Nisan 1937'de Maçka Palas'ta hayatını kaybetti. Ulusal cenaze töreniyle Zincirlikuyu Asri Mezarlığı'na gömüldü. Bu yeni mezarlığa gömülen ilk kişi o oldu.

10 Mart 2018 Cumartesi

Winston Churchill Hayatı

Winston Churchill Hayatı
Öldükten sonra cennetteki ilk bir milyon yılımı resim yaparak geçireceğim diyen Churchill iyi bir ressamdır. Kendisi gibi ressam olan Hitler ile 2. Dünya Savaşı'nda karşı karşıya gelmiş ve kazanmıştır.

Churchill 30 Kasım 1874'te dünyaya geldi. 1895'te Kraliyet Harp Okulunu bitirdi ve orduya girdi. Boer Savaşı'nda esir düştü ve kaçarak milli kahraman haline geldi. 

1904'te Liberal Parti'ye girdi. 1911'de Bahriye Nazırı oldu. Başarılı siyasi kariyeri 1915 Gelibolu yenilgisinden sonra düşüşe geçti. Bu başarısızlığın mimarı olarak nitelendirilen Churchill, Britanya halkı karşında çok zor bir durumda kaldı ve muhaliflerinin de zorlamasıyla görevinden ayrıldı.  

2. Dünya Savaşı'nda izlediği savaş politikası ve Roosevelt ile kurduğu iyi ilişkiler onu Britanya tarihinin en önemli devlet adamları arasına soktu. Savaşın başından itibaren stratejik önemi olan Türkiye'yi savaşa sokmaya çalıştı.

1951 seçimlerinde tekrar iktidara geldi. 1955'te görevlerini yeğeni Clarissa Churchill'in eşi olan Anthony Eden'e bırakarak siyasetten çekildi.

Son yıllarını daha çok yazarak ve resim yaparak geçirdi. 1953 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü kazandı. 1963’te Amerikan Devleti, kendisine onursal vatandaşlık verdi. 1965 yılında, 91 yaşında inmeden öldü. 


Nobel ödülünü 2. Dünya Savaşı'nı anlattığı eseri sayesinde kazandı. Peki Churchill hangi dalda Nobel ödülünü kazandı? Edebiyat... Peki kendisi bir edebiyatçı mıydı? Hayır! Yani Tolstoy, Mark Twain vs. gibi yazarlara verilmeyen ödül, Churchill'e verilmişti. Ödülün verilme sebebi ise daha komik: "Tarihi ve biyografik açıklamalarındaki ustalık ve insani değerleri savunmasındaki parlaklık."

6 Mart 2018 Salı

Luftwaffe Pilotları ve Hitler

Luftwaffe Pilotları ve Hitler

Adolf Hitler, Nisan 1944 yılında Luftwaffe as takımı pilotları ile sohbet ediyor.

1935 yılında kurulan Luftwaffe, Nazi Almanyası'nın hava kuvvetleridir. Fotoğrafta bulunan subaylardan sadece 8'i toplamda 1.486 kişiyi öldürmüştür. Bu subaylar Luftwaffe'ın en gözde subaylarıdır. Göstermiş oldukları üstün cesaretten dolayı, Nazi Almanyası'nın en üst ödülü olan Iron Cross'a sahiplerdir.

İşin ilginç tarafı fotoğrafta bulunan subaylardan sadece ikisi savaş sırasında ölmüştür. Diğerleri, 1990 hatta 2000'li yıllara kadar yaşamıştır.

Soldan sağa doğru Luftwaffe asları :

1) Albay Werner Streib, Luftwaffe gece pilotudur. 66 düşman uçağının 65'ini gece uçuşunda vurmuştur.

2) Binbaşı Gerhard Barkhorn,  Luftwaffe gündüz pilotudur. 1.104 görev tamamlamış, 304 düşman uçağı düşürmüştür. Bütün zaferlerini Rusya cephesinde almıştır.

3) Tümgeneral Erich Walther, paraşüt birlikleri komutanıdır. 8 Mayıs 1945 yılında Sovyetler'e esir düşmüş ve 1947 yılında Sovyet kampında ölmüştür.

4) Yarbay Kurt Bühligen, Luftwaffe gündüz pilotudur. 1944 yılında düşürdüğü uçakla 100. zaferini kazanmıştır. Sovyet bölgesinde uçtuğu sırada, uçağının motorunun arızalanması sebebiyle iniş yapmış ve 1950 yılına kadar Sovyet kampında esir kalmıştır. Toplamda 112 uçak düşürmüştür.

5) Yarbay Hans-Joachim Jabs,  Luftwaffe gece ve gündüz pilotudur. 50 düşman uçağı düşürmüştür.

6) Yarbay Hans-Joachim Jabs, Luftwaffe bombacı pilotudur. Focke-Wulf Fw 200 model uçağını Kuzey Denizi ve Atlantik üzerinde Nazi Deniz Kuvvetlerini korumak amacı ile uçurmuştur.

7) Binbaşı Reinhard Seiler, 2. Dünya Savaşı sırasında girmiş olduğu 500 görevde 100 savaş uçağı düşürmüştür. Ayrıca İspanya İç Savaşı sırasında da 9 uçak düşürmüştür.

8)  Binbaşı Erich Hartmann( Hitler'in arkasında kalan kişi), Luftwaffe gündüz pilotudur. Arkadaşları tarafından "Bubi", Sovyet askerleri tarafındansa "Siyah Şeytan" lakabı takılan Erich Hartmann, tarihin en başarılı savaş pilotudur. Toplamda 345 Sovyet, 7 tanede Amerikan savaş uçağı düşürmüştür.

9) Binbaşı Horst Ademeit,  Luftwaffe gündüz pilotudur. Düşürdüğü 166 uçağın 164 tanesi Doğu Cephesindedir.

10) Binbaşı Johannes Wiese, Luftwaffe gündüz pilotudur. Resmi olarak doğrulanmış 133, doğrulanmamış ise 75 savaş uçağı düşürmüştür.

11) Polis memuru Fritz Pedersen, uçaksavar komutanıdır.

12) Binbaşı Dr. Maximilian Otte, stuka pilotudur. Stuka, bombardıman yapan bir uçak modelidir. Kullandığı uçak 20 Mayıs 1944 yılında Sovyet uçaksavarlar tarafından vurulmuştur.

13) Kaptan Walter Krupunski, Luftwaffe gündüz pilotudur. 197 savaş uçağı düşürmüştür. ME 262 model çift jet motorlu Alman uçağını kullanan ilk pilottur.


Dipnot : ME 262 uçağı dünyanın ilk jet motorlu uçağıdır. 1942 yılında 2. Dünya Savaşı'na katılması beklenirken 1944 yılında savaşın sonlarına doğru katılmıştır.

12 Şubat 2018 Pazartesi

Yusuf Akçura Hayatı

Yusuf Akçura Kimdir Hayatı
Yusuf Akçura Hayatı

YUSUF AKÇURA;  1876’da Moskova’da doğdu. Kırım Türkeri’nden aristokrat bir ailenin mensubuydu.

2 yaşında babasını kaybetti ve 7 yaşına gelmeden annesiyle İstanbul’a göç ettiler.

1895 yılında Harbiye Mektebi’ne girdi. Okulun 2. sınıfında iken Türkçülük hareketlerine katılmaktan dolayı 45 gün ceza aldı.

Askeri mahkeme tarafından müebbet olarak Fizan’a sürgün edildi ve askerlik­ten uzaklaştırıldı. Fizan’a sürgün edilen diğer 83 kişi ile bera­ber 1899’da Trablusgarp’a ulaştı. Onları Fizan’a gönderecek yol parası bulunamadığından Trablusgarp’ta hapsedildiler.

İttihat ve Terakki Partisi’nin girişimleri sonucu bir süre sonra şehir içinde serbest dolaşma izni aldı ve kendisine bazı resmi görevler veril­di.

Kendisiyle birlikte sürgün edilmiş olan Ahmet Ferit Bey (Tek) ile Fransa’ya kaçtı. Paris’te üç yıl Siyasal Bilgiler Oku­lu’na devam etti. Türkçülük fikirleri hayatının bu döneminde ol­gunlaştı. Akçura, Essai sur l’histoire des institutions du Sultanat ottoman (Osmanlı Saltanatı Kurumları Tarihi Üzerine Deneme) adlı tezini vererek okuldan, üçüncülükle mezun oldu.

1903 yılında, İstanbul’a dönmesi yasak olduğu için amcasının yanına Kazan’a gitti ve dört yıl kaldı. Tarih, coğrafya ve Osmanlı Türk Edebiyatı öğretmenliği yaptı.

Kazan’da iken yazdığı ve onu Türk siyasî hayatında meşhur eden Üç Tarzı Siyaset isimli dizi makalesi 1904 yılında Mısır’da yayımlanan “Türk” adlı gazetede çıktı.

Türkçülük akımının ma­nifestosu olarak kabul edilen bu 32 sayfalık makalesinde Akçu­ra, Osmanlı İmparatorluğu’nun tekrar eski gücüne kavuşabilme­si için devletin resmi olarak benimseyebileceği muhtemel üç ana düşünceyi (Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük) tetkik etti.

Üç Tarz- Siyaset, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde devletin bekası için Osmanlıcılık, Türkçülük ve İslamcılık politikalarının uygulanabilirliğini ele almıştır. Makalenin en önemli noktası; dönemin koşulları itibariyle Türkçülük olarak bir politikanın ilk defa ciddi ve kapsamlı bir şekilde dile getirilmesidir. Bu sebeple modern Türk Devleti’nin ideoloğu olan Ziya Gökalp’e fikir babalığı yaptığı yada ona öncülük ettiği söylenebilir.

Türkçülük fikrini yaymak üzere “Kazan Muhbiri” adlı bir gazete çıkardı. Gaspıralı İsmail Bey, Alimerdan Bey, Abdürreşit Kadı İbrahimof gibi Türkçülerle birlikte 1905’te “Rusya Müslümanları İttifakı” adında bir parti kurdu.

Osmanlı Devleti’nde II. Meşrutiyet ilan edilmiş ve Akçura Rusya’daki işlerini tasfiye edip 1908 Ekim’inde İstan­bul’a gelmiştir.

İstanbul’a geldikten sonra Darülfünun’da ve Mülkiye Mekte­bi’nde tarih dersleri verdi.

Bütün ısrarlara rağmen İttihat ve Te­rakki Partisi’ne girmedi. 25 Aralık 1908’de İstanbul’da, Ahmet Mithat, Emrullah Efendi, Necip Asım, Bursalı Fuat Raif, Feyle­sof Rıza Teyfik ve Ahmet Ferit (Tek) ile birlikte Türk Derneği’nin kurucuları arasında yer aldı.

Bu derneğin kapatılmasından sonra, 18 Ağustos 1911’de Türk Yurdu Derneği kuruldu. Mehmet Emin (Yurdakul), Ahmet Hikmet, Ağaoğlu Ahmet, Hüseyinzade Ali Bey, Doktor Akil Muhtar Bey ile birlikte Yusuf Akçura da kuru­cular arasında yer aldı ve derneğin yayın organı olan Türk Yurdu dergisini 17 yıl boyunca idare etti. Ayrıca 1912’de faaliyete baş­layan Türk Ocağı’nın kuruluşunda da aktif rol aldı.

1918 yılında Rus­ya’daki Türk esirleri kurtarmak için Hilâl-i Ahmer Cemiyeti (Kı­zılay) temsilcisi olarak Rusya’ya gitti ve bir yıl kaldı.

1919 yılında yurda döndüğünde arkadaşı Ahmet Ferit (Tek) Bey’in kurduğu siyasî bir parti olan Milli Türk Fırkası’na katıldı. Aynı yılın sonunda İngilizler tarafından tutuklandı. 1920’de ha­pisten çıkınca Ahmet Ferit Bey’in eşi Müfide Ferit’in kız kardeşi Selma Hanım ile evlendi ve Milli Mücadele’ye katılmak üzere Anadolu’ya geçti.

Hariciye Vekâletinde (Dışişleri Bakanlığı) Genel Müdür olarak görev yaptı. 1923 yılında İstanbul mebusu seçilerek meclise girdi. 1925 yılında Ankara Hukuk Mektebi’nde siyasî tarih dersleri vermeye başladı. 1931 yılında Türk Tarih Kurumu’nun kuruluşunda görevlendirildi ve ertesi yıl kurumun başına getirildi. 1. Türk Tarih Kongresi’ni yönetti. 1933 Üniver­site Reformu’ndan sonra İstanbul Üniversitesi’nde Siyasî Tarih profesörü oldu.

Kars milletvekili iken 11 Mart 1935’te geçirdi­ği kalp krizi sonucunda İstanbul’da vefat etti; Edirnekapı Şehit­liği’ne defnedildi. ( Yazı, Ötüken yayınları Üç tarz-ı Siyaset önsüzünden alınmıştır )

Tarih Durağı Instagram