25 Ekim 2017 Çarşamba

Atakan Büyükdağ ile Röportaj

Kavgamız Genişletilmiş Baskısı

Hitler'e Sordunuz Mu?, Kavgamız ve Hesaplaşma kitaplarından sonra Kavgamız kitabının genişletilmiş baskısını çıkaran yazar Atakan Büyükdağ ile röportaj yaptık. Verdiği samimi cevaplardan dolayı kendisine teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyoruz.

1- Biraz kendinizden söz eder misiniz?

Kısaca bahsetmeye çalışayım. İstanbul’da doğup yüksek eğitimime kadarki kısmı bu nadide şehirde tamamladım. Lakin bu süre zarfında ve sonrasında yaşantımın önemli bir kısmını yurtdışında geçirdiğimi de eklemem gerekir zira son on yıldır her yılın yaklaşık bir çeyreğinde ülke dışında özellikle de II. Dünya Savaşı’na katılan ülkelerin coğrafyalarında oluyorum. Malum araştırma konumuz dünya tarihi olunca bilginin merkezine yolculuk yapmak önemli bir ön şart oluyor.


2- İstanbul Teknik Üniversitesi'nde mühendislik okurken bu eğitime uygun bir meslek yerine yazarlık ile ilgilendiniz. Buna neden olan, sizi bu yola yönlendiren nedir ?

Özellikle 2007 yılında Almanya’da bulunduğum sürelerde Münih’te yaşadıklarımın bu serüvende büyük önemi var. Münih 20. yüzyılın en kritik tarihe sahip şehirlerinden birisidir. Devrimlerin başladığı, yönetim şekillerinin hızla değiştiği, insanlarının reformist olduğu bir şehirdir. Oradayken görünüşü benzer ama düşünceleri gece ile gündüz kadar farklı birçok insanla karşılaşıyorsunuz. Bu geçmişte de böyle olmuş, halen de bu şekilde. Münih bir girdap oluşturmak için oldukça elverişli bir yer ve bu girdap beni de içerisine aldı. Adolf Hitler’in adı geçtiği anda gözyaşlarını tutamayan ve “Hitler dünyaya gelmiş en kötü insandır” diyen Polonyalılar bir yana, Nazi marşı çalan İspanyollar diğer bir yana ve baskıncı Naziler diğer bir yana. Var olan çeşitliliği bizzat yaşayınca ve 2007 yılında bile hala Nazilerin ideolojilerine bu kadar bağlı oluşunu görünce yaşadıklarım beni meraka sürükledi. “Nasıl bir ideoloji ki bu, kimi nefret ediyor, kimi de 2007 yılında bile hala sadık kalabiliyor?.” diye düşünmeye başladım ve araştırmalara koyuldum. Önce kendimi Nazilerin ilk model kampı Dachau’da buldum ardından Nürnberg mahkemesi, diğer toplama kampları derken olayın içerisine girmiş oldum.  Ve o dönemden itibaren 10 yıldır hatrı sayılır miktarda yabancı kaynak okuyup, müze ve arşiv taramalarına girdim. Amerika, Rusya, İtalya, İngiltere gibi II. Dünya Savaşı’nda önemli yer tutan ülkelerin coğrafyalarında araştırmalar yürüttüm. Avrupa’da çok yakın yerel dostluklarım var. Kendilerinden o döneme ait bana anlatacak bir şeyleri olan tüm akrabaları ile tanıştırmalarını istedim. Görüşmeler gerçekleştirdim. Hala da bağlarım çok sıkıdır. Bir nevi kültürle iç içe olmam da beni II. Dünya Savaşı araştırmalarının bir parçası yapıyor. Araştırdıkça saklı kalan ne kadar çok konunun olduğunu, bazı anlatılanların aslında ne kadar da empoze edilmiş birer yanlış olduğunun farkına vardım. Ve bu keşifler beni daha fazla araştırmaya itti, hala da itmeye devam ediyor.


3- Eğer yazar olmak istemeseydiniz hangi iş ile meşgul olmak isterdiniz? ( Yazarlık dışında uğraştığınız başka bir iş var mıdır? )

Tekstil ve bilişim sektöründe yatırımlarım var. Yönetsel özelliklere hâkim olma, insanları mutlu edebilmek adına uğraş verme pratiği, çıkmaz durumlarda çözüm üretme zorunluluğu tarihi liderlerin kritik kararlar alırkenki duygularını anlamamda oldukça fayda sağlıyor.


4- Hitler'e Sordunuz Mu, Kavgamız ve şimdi de Hesaplaşma... Kitaplarınızın kısa sürede bu kadar çok ilgi görüp yüksek baskılarda satmasını neye bağlıyorsunuz?

Birçok okuyucudan “Normalde kitap okumam ama…” veya “Normalde tarih kitaplarını okumaktan sıkılırım ama…” ile başlayan övgü dolu sözler duyuyorum. Sanırım cevap burada saklı. Herkes her konuyu sevebilir yeter ki insanları anlayıp ne istediklerini algılayalım ve onların isteklerine cevap verelim.


5- Kitaplarınızda oldukça akıcı,yalın ve hikayeci bir dil kullanıyorsunuz. Yazarken belirli bir teknik gözetiyor musunuz?

Küçüklükten beri hayal kurmayı severim. Hatta düşüncelere dalıp ineceğim durağı kaçırdığım, ya da araba kullanırken yanlış yola saptığım çok olmuştur. Kitap yazarken de böyle oluyor. O ana dalıyorum ve gözlerimin önüne gelen görüntüleri kitapta betimliyorum. Bunun özel bir tekniği var mıdır bilmiyorum ama benimki tamamen doğaçlama ilerliyor.


6- Ülkemizde 2. Dünya Savaşı ile ilgili çok fazla eser yok. Hatta milli eğitim müfredatlarında da üzerinde fazla durulmuyor. Bunun sebebini neye bağlıyorsunuz?

Sizin de belirttiğiniz gibi maalesef sadece II. Dünya Savaşı ilgili değil genel olarak Dünya Tarihi araştırmaları konusunda çeşitli nedenlerden dolayı ülkemizde eksiklikler var. Bu eksikliğin temel sebepleri; müfredatta olmadığı için aşina olunmayan konular,  yabancı dildeki kaynakların ülkemizde rahatlıkla elde edilememesi, yabancı dile yönelik araştırma yapan tarihçilerimizin azlığı, “üzerinde yaşanılmayan toprağın tarihi yazılmaz.” önyargısı, yabancı dilden Türkçe’ye çevrilen kitaplarda daha çok popüler kitaplara yönelinmesi gibi gerçekler olabilir.  Ama sebep her ne olursa olsun eksiklikleri olduğu gibi akışına bırakamayız, birilerinin sorumluluk alıp katkıda bulunması gerekiyor.



7- İlk kitabınızı çıkartmayı ne zaman ve nasıl düşündünüz?

İki yıl kadar önce. Bu serüvene girmemin sebebi “Tarih kitapları sıkıcı olur” algısını kırmaktı biraz da. Tarih benim çok önem verdiğim bir bilimdir. Ben de tarihi hem kendi neslimize hem de gelecek nesillere sevdirebilmek için verilebilecek uğraşların bir parçası olmak istedim ve ilk kitabım da böyle fiziki biçim kazandı.


8- Nazi Almanyası araştırmaları için birçok çalışmalar yapıp kampları gezdiniz. Bundan sonra yazmayı planladığınız kitaplar da aynı konu üzerinden mi devam edecek yoksa yeni çalışmalarınız olacak mı?

Nazi Almanyası ile ilgili son bir kapsamlı çalışma yapıp, Kavgamız ve Hesaplaşma’daki gibi niş konularda yazmaya devam edeceğim. Bu kitaplar II. Dünya Savaşı’nı da barındırabilir öncesini ve sonrasını da. Şu anda kesin bir şey söylemek çok zor.


9- Okuduğunuz ve beğendiniz yazarlar kimlerdir?

Tarih araştırmaları konusunda Antony Beevor ve Liddell Hart’ı oldukça beğenirim. Edebi alanda da Amin Maalouf ve John Steinbeck’i çok severim.


10- Yazılarınızı en başta kime okutursunuz ?

İlk eşim okur.


11- Yazarken çektiğiniz zorluklar nelerdir?

Ben yazmaktan çok keyif alırım. Zaten keyif almayan bir yazar da yoktur sanırım. Zira yazarlık keyif alınmadan yapılacak bir iş değil. Bir kitap yazmak için hayatının belirli bir bölümünü harcayan bir yazarı başka hiçbir şey tarif edemez sanırım.


12- Yazmak dışında neler yapmaktan hoşlanırsınız?

En başta okumak. Sonra gezmek ve yeni kültürler tanımak. Bunların haricinde de satranç ve masa tenisi oynamaktan hoşlanırım.


13- Son olarak, geleceğinizle ilgili planlarınız nelerdir?

John Lennon “Hayat, siz planlar yaparken başınıza gelen şeylerdir” der. Haklılık payı da yok değil. Yaşadığımız andan keyif aldığımız sürece geçmiş de bizim gelecek de. O nedenle gelecek planları yaparak kendimi belirli bir çerçeve sokmaktansa sahip olduklarımı ve yaptıklarımı sahiplenip anın tadını çıkarmayı daha doğru buluyorum.


Yazar Atakan Büyükdağ'ın son kitabı Kavgamız'ı ( genişletilmiş baskı ) satın almak için tıklayınız.



-
-

0 yorum:

Yorum Gönder